EğEr Bu YaŞaNaCaK SoN GüNüNsE KeNdİ AzRaİlİn KeNdİn Ol GüLüMsE...!

AYSE70DE BÜYÜK KOMPOSİSYON YARIŞMASI !

12/8/2008 ·

ayse70de büyük komposisyon yarışması. 12.08.2008 / 30.08.2008 tarihine kadar en güzel komposisyon seçilecek ve ödüllendirilecektir.konu sınırlaması yoktur.komposisyonlar ayse70.blogcu_@hotmail.com'dan (ayseyetmişnoktablogcualtçizgi) iletilecektir. özellikle 1-4-5- saatleri arasında açık olacaktır.
BAŞARILAR...







                                                                                                                                                                 GÖNDEREN:ayşe70

Yorum ( 5 )

ALKOLÜN ZARARLARI

27/7/2008 ·


(Bu yazı toplam 105640 defa okundu)

Aşırı alkol kullanımı önemli bir sosyal ve tıbbi sorundur. Bir çok toplumda orta düzeyde alkol kullanımı kabul edilebilir. Ancak aşırı alkol kullanımı karaciğer,pankreas,beyin ve dolaşım sistemine büyük hasarlar verir.

Beyin ve Sinir Sistemi

Aşırı alkol kullanımının beyin ve sinir sistemi üzerine önemli etkileri vardır. Alkol geçici bir bellek kaybına da neden olabilir. Gerek yeni içmeye başlayanlarda gerekse aşırı kullananlarda içtikleri dönemin tümünü ya da bir bölümünü unutmak sık görülen bir durumdur. Aşırı alkol kullananlarda,içki bırakıldıktan sonra birkaç hafta süren geçici bellek kayıpları da görülebilir. Ancak alkolden uzak durulduğunda bellek sorunları ortadan kalkabilir.

Aşırı alkol kullanımı uyku bozukluklarına ve bütün gece uyuduktan sonra bile sabah bit-km kalkmaya neden olabilir. Beynimizin etkinliğiyle hafif veya orta uyku derinliği dönemlerinden,rüya gördüğümüz uyku dönemine geçeriz. Bu döneme hızlı göz hareketleri (REM) dönemi denir ki fiziksel ve ruhsal sağlığımız bu döneme bağlıdır. Ne yazık ki alkolün anestezik (narkoz benzeri) etkisi beynin yeterince REM uyku dönemi oluşturma yeteneğini etkiler ve bu durum aşırı alkol kullananlarda görülen sabah yorgunluğunun sebebidir.

Bazı kronik alkoliklerde Wernicke-Korsakoff Sendromu denen bir nörolojik bozukluk bulunabilir. Bu bozukluk özellikle kötü beslenen (özellikle yetersiz tiamin[B1 vitamini] )alkoliklerde görülür.

Hastalığın ilk belirtisi göz kaslarında ani güçsüzlük ve felce bağlı çift görmedir. Zamanla hasta yardımsız ayakta duramaz veya yürüyemez. Wernicke-Korsakoff Sendromu nda hasta özellikle yakın geçmişe ait olayları unutur,ayrıca çok ileri derecede bellek kayıpları da ortaya çıkabilir; dönem dönem kim olduğunu bile unutur. Ayrıca bu kişilerde kendi kendine konuşma, bulunduğu yerin ve zamanın farkında olmama ve halüsinasyonlar (gerçek olduğu düşünülen hayaller) görülebilir.

Wernicke-Korsakoff Sendromunun tedavisi bellidir:alkolden uzak durmak ve vitamin yetersizliği belirtilerini geriletmek için tiamin (B1 vitamini) kullanmak. Ancak bu bozukluğun yol açtığı şikayetler genellikle tam olarak ortadan kalkmaz.

Sindirim Sistemi

Alkol midenizin iç yüzeyini örten tabakayı tahriş ederek gastrite, kusmaya yol açarak midenin üst bölümü ve yemek borusunun alt bölümünde küçük yırtıklara neden olabilir; Mallory-Weiss Yırtıkları denen bu küçük yırtıklardan kanama olabilir. Uzun süre alkol kullanımı özellikle B vitaminlerinin (özellikle folik asit ve tiamin) ve diğer besinlerin emilimini engelleyebilir. Alkol kullanımını kestiğinizde bu sorunların çoğu ortadan kalkacaktır. Bununla birlikte, yağlanmış veya büyümüş karaciğer, alkol hepatiti veya yemek borusu varisleri gibi sorunlar acil tıbbi müdahale gerektirir.

Dolaşıma katılan alkol karaciğere gelir ve orada enzimler tarafından parçalanır. Sağlıklı bir karaciğer alkolü saatte 50 kalori oluşturacak bir hızla parçalar. Bu 30ml. viskiye eşittir. Eğer karaciğere gelen alkol bu miktardan fazla olursa, parçalanana kadar kanda kalacaktır.

Alkol kullanımından sonraki gün ortaya çıkan baş ağrısı ve ağız kuruluğunun nedeni pek belli değildir. Olası bir neden, alkolün idrar söktürücü etkisi nedeniyle oluşan su kaybıdır. Bu, dehidratasyona (vücuttaki sıvının azalması) neden olabilir. Bu şikayetlerin ortadan kalkması için dinlenmek, bol miktarda sıvı ve bir ağrı kesici almak gerekir (mide sorunu olanlar ağrı kesici kullanırken dikkatli olmalıdır).

Alkoliklerde akut veya kronik pankreas iltihabı da görülebilir.

Dolaşım Sistemi

Alkol geçici olarak kan basıncını düşürebilir. Ancak sürekli kullanıldığında kan basıncını yükseltebilir.

Sürekli ve aşırı alkol kullananlarda kardiyomiyopati denilen, kalp kasını harabeden ve aritmiden (kalp atışları ritminde düzensizlik) kalp yetmezliğine kadar çeşitli önemli sorunlara yol açan bir hastalık da sık olarak görülür. Az miktarda alkol kullanımı da kalp hastalığı olasılığını artırır.

Cinsel İşlevler

Alkol alışkanlığı erkeklerde empotansa (sertleşme kaybı) neden olabilir. Kadınlarda ise adet düzeni bozulabilir. Ayrıca anne karnındaki bebeğin sağlığını ve gelişimini bozacağı için, hamile kadınların kesinlikle alkol almamaları gerekir.

Kanser

Alkoliklerde kalp-damar hastalıklarından sonra en sık ölüm nedeni kanserdir. Alkol kullanmayanlara göre kansere yakalanma olasılıkları oldukça yüksektir (özellikle gırtlak, yemek borusu, mide ve pankreas kanserleri).

 

Yorum ( 2 )

SİgaRaYA HAYIR!!

22/7/2008 ·

SİGARAYA

 

           HAYIR!!!

Yorum ( 0 )

SİGARA VE PASİF İÇİCİLİK =(

20/7/2008 ·

Ünlem                                           PASİFİÇİCİLİK                    Sigara dumanının kapalı yerlerde içmeyenlere verdiği zararlar özet olarak şunlardır:
Hiç sigara içmeyen,fakat sigara içilen kapalı bir yerde 4 saat kalan bir kişinin tükürük ve idrarında,10 sigara içeninkine es değerde nikotine rastlanmaktadır. Pasif Sigarada Lösemi: Sigara kullananlarla birlikte yasayanlarda lösemi riski 6.8, göğüs kanseri riski 3.3, gırtlak kanseri riski 3.4 kez artmaktadır.

Pasif içicilerin içlerine çektikleri dumanın, toksak kimyasal madde bakımından daha yoğun olduğunu son araştırmalar ortaya koymuştur.
Misal:
Pasif içicinin aldığı dumandaki benze-piren,aktif içicinin aldığından 3 kat daha fazla,
Tolüen 6 kat daha fazla,
Dişeti-nitrosamin 50 kattan daha fazladır.

Anne ve babalar çocuklarınızın sağlığını düşünerek, gerek hamilelik öncesinde, gerek hamilelik ve emzirme süresince, sigara ve alkole itibar etmeyiniz.Ondan sonra da onları zehirlemeyin ve onlara kötü örnek olmayın!..

Anne ve babaları sigara içen çocuklar, haftada en az birer paket sigara içmiş gibi zarar görürler.

Sigara dumanı, sigara içmeyenlerde de çeşitli kanserlere sebep olmakta, bu arada bilhassa löseminin dumana maruz kalanlarda 7 kat daha fazla görüldüğü, ABD'li uzman kuruluşlarca açıklanmıştır.

Kirli havada yasayanların kanında %2-3 karbon monoksit mevcuttur.Sigara içilen kapalı yerlerde bu oran %15'e kadar cihat.Tam 6.5 misli...

Sigara içenlerle bunların dumanına maruz kalanlarda kırmızı küreciklerin oksijen tasıma kapasitesi 1/6 ile 1/3 oranında azalır. 1989 yılında ABD'de 53 bin kişi başkalarının içtiği sigara dumanı sebebiyle akciğer kanserinden ölmüştür.

Sigaradan bir nefes çekip üfleyen kimse, dumanla birlikte çevreye 25 MGK. Karbon monoksit vermekte ve etrafındaki canlıları zehirlemektedir.

Günde bir paket sigara içilen evde, çocuklar da 5'er adet sigara içmektedir.
Aile bütçesinde sigaraya ayrılan pay ortalama %15'dir.Bu durumda zarar ikidir:
1) Beslenme zaafa uğramakta,
2) Hastalık sebebi artmakta.

2 adet sigarada bulunan zararlı maddeler, bir kişinin damarına zerk edilse, birkaç dakikada ölüm vaki olur.
Sigara içmediği halde kanser olan üç kişinin birisi pasif içicidir.

ABD Sağlık Bakanlığı Raporu

ABD'de kamuya ait kapalı yerlerde sigara içenlere 1000 Dolar para cezası verilmektedir.

İnsan beynine en çok zarar veren 3 olumsuz etkenden birincisi sigara dumanıdır.(Diğerleri tansiyon ve seker)

Solunum yollarını tıkayıcı hastalıklarda, hava kirliliği, sigara dumanının yanında hiç kalır.

 

Sigara ve Pasif içicilik

 

Araştırmalar, pasif olarak sigara dumanına maruz kalan kişilerde de kalp hastalığı ve kanser riskinin arttığını göstermektedir. Sigara içen bir kişi kendisine zarar verdiği gibi, aynı ortamda bulunan (evde eş ve çocukları, işyerinde iş arkadaşları vb.) diğer kişilerin sağlığını da tehlikeye sokmaktadır. A.B.D.’de yılda 53.000 kişi sadece sigara içen kişilerin yanında bulunduğu için hastalanarak ölmektedir.

 

Sigara dumanının zararları saymakla bitmez ve sadece sigara içenler için değil içmeyenler için de çok zararlıdır. Sigara, puro ya da pipo içen bir kişinin yanında duran kişi hem yanan tütününün hem de sigara içen kişinin dışarı verdiği dumanı solur.
Her yıl binlerce pasif içici, sigara dumanın verdiği zararlardan dolayı hastalanarak, hayatını kaybetmektedir.

 

ABD’deki California Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Manuela Martins-Green ve ekibi, sigara dumanına maruz kalan hücrelerin yaralanan bölgelere doğru gitmekte zorlandığını ifade ederek, yaraların iyileşmesine yardım eden fibroblast hücrelerin duman nedeniyle yapışkan hale geldiğini ve hareket etmekte zorluk çektiğini kaydetti. Fareler üzerinde bir dizi araştırma yaptıklarını ifade eden bilim adamları, deney için kullanılan fareleri iki gruba ayırdıklarını ve birinci gruptakileri 6 ay süreyle sigara dumanına maruz bıraktıklarını bildirdi. Farelerde 5 milimetre çapında yaralar açan bilim adamları, sigarasız ortamda yaşayan farelerin yaralarının 7 gün sonra yüzde 95 oranında kapandığını, pasif sigara içen farelerin yaralarının aynı süre içinde sadece yüzde 85 oranında kapandığını saptadılar

 

Risk Altındaki Bebekler ve Çocuklar

Ne yazık ki, çocuklar için risk çok daha ciddidir. Çünkü, akciğerleri henüz gelişmektedir ve onlar yetişkinlerden daha fazla ve hızlı nefes alıp veririler. Sigara dumanına maruz bırakılarak, pasif içici durumuna düşürülen çocuklarda, kulak ve boğaz enfeksiyonları, bronşit ve zatürree sıklıkla görülen hastalıklardır.

ABD’deki California Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Manuela Martins-Green ve ekibi, sigara dumanına maruz kalan hücrelerin yaralanan bölgelere doğru gitmekte zorlandığını ifade ederek, yaraların iyileşmesine yardım eden fibroblast hücrelerin duman nedeniyle yapışkan hale geldiğini ve hareket etmekte zorluk çektiğini kaydetti.

Fareler üzerinde bir dizi araştırma yaptıklarını ifade eden bilim adamları, deney için kullanılan fareleri iki gruba ayırdıklarını ve birinci gruptakileri 6 ay süreyle sigara dumanına maruz bıraktıklarını bildirdi. Farelerde 5 milimetre çapında yaralar açan bilim adamları, sigarasız ortamda yaşayan farelerin yaralarının 7 gün sonra yüzde 95 oranında kapandığını, pasif sigara içen farelerin yaralarının aynı süre içinde sadece yüzde 85 oranında kapandığını saptadılar.

SİGARA VE PASİF İÇİCİLİK

Sigara bir tek bağımlıların değil içmeyenlerinde korkulu rüyası. Yapılan araştırmalara göre sigara içmeyen kişiler içenlerin yanında durdukları sürece pasif içici olarak zarar görmektedir.Ve bu kişilerin kalp hastalığı ve kanser riski taşıdığı tesbit edilmiştir.Sigara içenlerin evde eş ve çocukların,iş yerinde iş arkadaşlarının ve diğer kişilerinde sağlığıyla oynadığı ve sağlığıyla oynadığı hayatlarını tehlikeye soktukları açıkça ortadadır. Yapılan tetkiklerdede ABD de yılda ortalama 53.000 kişi sadece sigara içenlerin yanında durup pasif içici olarak görünen insanların öldüğü belirlenmiştir.
Sigaranın zararları saymakla bitmezken sadece içenler değil içmeyenleride zararlarıyla hasara uğratıyor.Sigara ,puro yada pipo kullanan insanların yanında duran kişiler hem tütünün çıkardığı dumandan, hemde içen kişinin çıkardığı dumandan soluyarak zehirlenmektedir.bu olay nedeniyle yılda binlerce pasif içici kişi dumanın verdiği önemli zararlardan ötürü rahatsızlanarak
ve zehirlenerek hayatını kaybetmektedir.

Yorum ( 0 )

AŞKINI ÖYLESİNE YAŞA.... :p

6/4/2008 ·

Kişi yaşamalıdır aşkını ölesiye. Hele acıysa… Aşk girdi mi araya insan acıya da doymaz olur. Bırakır kendini, çırpınmaz bile. Kurtulamayacağını bilir. Kim kurtulmuştur ki bugüne kadar aşk acısından. Kim? Aşk değil mi bu varsın acıtsın deriz. Neler çekeriz, uğruna neler feda ederiz. Ama o ne yapar, gelişinde nasıl sevindirdiyse sizi ‘sen sevin şimdi. Nasılsa gideceğim. Hem de öyle kaçıracaksın ki beni herkes gibi elinden acıycak sonunda canın. Senin de…

 Aşk varsa acı da vardır.’ Der. Aşkın değişmez kuralıdır bu. Kaybolmak istiyceksin o gözlerde ama nafile. Oraya da zehirini salmıştır aşk.

 Ama her şeye rağmen güzeldir. Ona dokunmak, gözlerine bakmak onun için heyecan duymak... O denilince akan sular durur. Ordaki herkes beyaz o kırmızı olur. Onunla konuştuklarınızı eve gelince kapıyı kapatıp çekilip odanıza bir bir tekrarlamak size en heyecan verendir. Şunu şöyle deseydim böyle yapsaydımlar tekrarlanır durur aklınızın ondan arta kalan biryerlerinde. Sizi sarıp sarmalar şefkatlice, yumuşacık aşk denen o hoş şey. Mutlu olursunuz.

 Gözlerinizden duygu akar… Kulaklarınız aşk nameleri arar sürekli. Her saniye hücreleriniz yenileniyormuş gibi hissedersiniz. Çiçekler de bundan nasibini alır tabii. İşte aşk bu ve bizim anlatamayacağımız ve farkına varamayacağımız hislerle doludur. Ha sürekli yediğiniz ve annenizin şikayetçi olduğu tırnaklar da tarih olmuştur.

 Çünkü aşk insanoğlunun sahip olduğu en güzel armağandır. Her insan aşkla birlikte kendini dünyanın en şeker insanı hisseder.

 Bu yüzden tüm acılara, çıkmazlara, dolambaçlara rağmen hala o en eski masalı özlemle anıyor ve yaşamaya can atıyoruz…

Yorum ( 0 )

« Önceki :: Sonraki »

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım